TIRPORT’la 2020’ye Bakış

BİZDEN HABERLER | Eklenme Tarihi : 06.01.2021


100 Milyar Dolarlık Türk Lojistik Sektörü 2021’e Umutla Giriyor

 

Her gün yaklaşık 450 bin kamyon FTL(Tam Kamyon Yük) taşımanın yapıldığı Türkiye’de yollardaki kamyon sayısı 856 bin civarında. 1,2 Milyon SRC Belgeli kamyon şoförü ekmeğini doğrudan kamyonundan yiyor. Mal taşımalarının %90’ının karayollarıyla yapıldığı ülkemizde nakliye sektöründe bir günde dönen navlun ücreti bir milyar TL’nin üzerinde.

 

Türkiye’nin en büyük lojistik dijital platformu haline gelen TIRPORT’un 2020 yılsonu verilerine göre; Türkiye’de bir günde gerçekleşen yaklaşık 450 Bin FTL taşımanın sadece 1/3’ü kontratlı taşımalardan oluşuyor. Günlük 300 bin kamyona yakın taşıma tamamen spot pazarda gerçekleşiyor. Kontratlı lojistik olmadığı için lojistik firmaları bu pastadan pay alamıyor. Bu taşımların büyük çoğunluğu belirli bölgeler içinde, kapalı döngülerle gerçekleşen taşımalar: Aliağa-İzmir, Gebze-Derince, Sakarya-Derince, İnegöl-Bursa, Merzifon-Samsun, Tarsus-Mersin gibi kısa hatlar. Yük Verenleri de çoğunlukla KOBİ kategorisindeki üreticiler. Spottan çıkan yükün yarısı 326 Organize Sanayi Bölgesinden, limanlardan ve ambarlardan çıkıyor.

 

Türkiye’de karayolu yük taşımacılığında 2020’de öne çıkanlar:

 

TIRPORT, her sektörden insanların 7/24 başvurabilecekleri eşsiz bir veri hizmeti olan TIRPORT Insights’i (https://insights.tirport.com ) 01 Ocak 2021 itibariyle devreye alıyor. Türkiye’de ilk defa Türkiye’nin yük çıkış noktalarının canlı trafik bilgilerini paylaşıma açılıyor. Türkiye’nin yollarında gerçekleşen yük(eşya) taşımacılığının günler bazındaki yoğunluk verileri 01 Ocak 2021’den itibaren haftalık olarak yayınlanmaya başlayacak.


 

TIRPORT Insights verilerine biraz daha yakından baktığımızda aşağıdaki tespitler göze çarpıyor:


 

  • TIRPORT Halen 300’ün üzerinde lojistik firması ve yük sahibi KOBİ ile çalışıyor. 2020 yılı sonu itibariyle bünyesinde kayıtlı aktif kamyoncu sayısı 60 bini buldu.

  • TIRPORT’a üye olan SRC Belgeli kamyon şoförlerinin %61’i Marmara Bölgesinden. 2020’de gerçekleşen yüklemelerin % 67’si Marmara Bölgesinden yapıldı.

  • 2020 sonu itibariyle günde 3 bine yakın FTL taşıma TIRPORT teknolojileriyle uçtan uca yönetilmeye başlandı. Türkiye’de en yoğun taşıma trafiği haftanın ilk günlerinde gerçekleşiyor. Yük trafiği hafta sonuna doğru kademli olarak azalıyor, Pazar günü ise toplam hacmin %30’larına kadar düşüyor.

  • 2020 yılı içinde TIRPORT üzerinden 700 bine yakın FTL taşıma yapıldı. TIRPORT’u lojistik operasyon yönetiminde ERP gibi kullanan lojistik firmalarında özmal ve kiralık filo kullanma oranı %18 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye’deki lojistik firmaları taşımalarında %82’sini spottan buldukları kamyonlarla yaptılar. Türkiye’de En büyük 10 lojistik firması arasında özmalı olmayan lojistik firmaları var.

  • 2020 yılı TIRPORT verilerine göz atıldığımızda; kamyonların yük boşaltmak için ortalama bekleme süresinin yaklaşık 11 saat olarak gerçekleştiğini görüyoruz. Yük alım işleminde ise ortalama bekleme süresi 13 saati buluyor. Bu bekleme süreleri maalesef halen çok yüksek. Tek taraflı teknoloji kullanımıyla çözülemiyor. TIRPORT’un akıllı çağrı merkezine kamyoncular tarafından yapılan aramaların %64’ü indirme-bindirme süreçlerindeki beklemelerle alakalı. TIRPORT’un geliştirdiği akıllı yükleme-indirme randevu sistemlerinin yaygın kullanımıyla önümüzdeki günlerde bu sürelerin hissedilir bir şekilde azaltılması bekleniyor.

  • TIRPORT kullanıcısı bir kamyonun aylık ortalama sefer sayısı 7,7 olarak gerçekleşti. Sefer-başı yükle ortalama 344 km yol yaptılar. Türkiye’de kamyonların boş dönme oranı %37 iken, TIRPORT kamyoncularında bu oran %24 seviyesinde kaldı.

  • Türkiye’de bir kamyon yeni yük bulmak için 2,5 gün beklerken, TIRPORT kullanıcılarında bu oran maksimum 1,5 gün olarak gerçekleşti.

  • Türkiye’deki kontratlı taşımaların %11.2’si, birçoğu lojistik firmalarına taşeronluk yapan Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri tarafından gerçekleştirildi. Türkiye’de yurt geneline yayılmış, çeşitli büyüklüklerde toplam 586 tane Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi var, buralarda 76 bin kamyon bulunuyor. Çıkış yükünü yaratmada sorun yaşamayan kooperatifler için en büyük sorun dönüş yükü olarak ortaya çıkıyor.

  • TIRPORT üzerinden taşıma yapan kamyonların yaş ortalaması 12, Türkiye genel yaş ortalaması 16 olarak gerçekleşti, Türkiye geneli ile kıyaslandığında daha genç bir kamyon filosunun TIRPORT’lu olarak yol almayı tercih ettiği görülüyor.

  • Türkiye’de iller arasında gerçekleşen en yoğun karayolu yük taşıma trafiği Kocaeli-İstanbul arasında gerçekleşti. Bunu İstanbul-Ankara, Bursa-Kocaeli, Ankara-Adana, Bursa-İstanbul, İstanbul-İzmir, Mersin-Adana, Antalya-Mersin, Antalya-İstanbul, Çanakkale-Balıkesir, Konya-Ankara, Konya-Adana, Samsun-Trabzon, Çorum-Samsun, Adana-Gaziantep aksları takip etti. Türkiye’deki en yoğun kamyon trafiği ise Gebze-Kocaeli arasında gerçekleşmektedir. Bu hattı, Gebze-İstanbul, Adana-Mersin, Tarsus-Adana, Ankara-Polatlı, Nilüfer-Gemlik, Bursa-Balıkesir, Çorlu-İstanbul, Çumra-Konya hatları takip etmektedir.

  • 2020 yılı içinde Türkiye’den yurt dışına ihracat taşıması yapan TIR’larımızda en yüksek boş dönme oranı %90 ile Irak’tan olmuştur.


 

Ekonomik koşullara bağlı olarak lojistik şirketlerinin özmal oranları hızla düşüyor. Halen Türkiye’de yollardaki 850 Bin kamyonun %95’i şahıslara ait. Bu çok ciddi bir oran, Dünya’da hiçbir ülkede bu kadar yüksek bir bireylerin kamyon sahipliği oranı yok. Günde 2 binin üzerinde FTL taşıma yapmasına rağmen tek bir özmal kamyonu olmayan, büyük hacimli lojistik firmaları mevcut. İrili ufaklı 8 bin civarında lojistik ve nakliye firmasının olduğu Türkiye’de pazardaki en büyük 5 şirketin toplam pazar payı %2 değil.

 

Türkiye’de günlük 4 Bin FTL taşımanın üzerinde taşıma kapasitesine ulaşmış hiçbir lojistik firması yok. Konvansiyonel organizasyon yapılarıyla bu rakamların geçilmesi teknik olarak mümkün görünmüyor.

 

2020 yılı içinde Pandemi Türk lojistik sektörünü oldukça hareketlendirdi. Avrupa’nın hemen yanında önemli bir üretim üssü konumunda olan Türkiye, gıda ve hijyen başta olmak üzere artan iç ve dış taleple birlikte yeniden lojistik performansını yükseltmeye başladı. Toplam perakende pazarı içinde e-ticaretin, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de son bir yıl içinde büyük atak yaparak 2 kattan fazla büyümesi ve %15’lere ulaşması lojistik sektörünü hem FTL hem de kargo trafiği anlamında oldukça hareketlendirdi. Binlerce şubesi olan perakende zincirleri sanal mağazalara ve evlere servise odaklandı. Evler ofis-eve dönüştükçe tüketim de tetiklendi.

 

Türkiye’de e-ticaret kanalları geçen yıla oranla %150, sanal market alışverişi %250’lerin üzerinde büyüdü. 5 yılda beklenen e-ticaret pazarındaki büyüme sadece 11 ayda gerçekleşti.

 

Pandemi’nin gölgesinde geçen 2020’ye ilişkin dünyada öne çıkanlar
 

Covid-19’a dünya hazırlıksız yakalandı. Küresel virüs salgını, dünyada lojistik endüstrisinin ne kadar hayati bir önem taşıdığını herkese gösterdi. Hayatın eve sığabilmesi için birilerinin üretim yapmaya devam etmesi ve kamyonların yollarda olmasının kaçınılmazlığı görüldü.

 

Dünya Ticaret Örgütü (WTO) verilerine göre; küresel mal üretimi 2019’da %2.8 düşüşle 18.9 trilyon dolar civarında gerçekleşmişti. 2020’de bu rakam bir miktar daha düşüşle 18 trilyon dolar civarında seyretti. Dünya ekonomisinin 2021’de yeniden yükselişe geçmesi ve %5 büyümesi bekleniyor.


 

Dünyanın en büyük üretim hacmine sahip ülkesi Çin. Çin’deki üretimin 2021’de J.P. Morgan Research analizlerine göre %8.6 artması öngörülüyor. Çin’in “Bir Kuşak bir Yol Projesi”nin çıkış kaynağı Çin’de üretilen ürünlerin Avrupa başta olmak üzere nitelikli pazarlara en uygun koşullarla, en hızlı şekilde ulaştırılmasıydı.

 

Dünyanın bir yerinde üretilen mal, uluslararası ticaret koşullarında ortalama 6.500-7.000 kilometre yol yaparak müşterisine ulaşabiliyor. Önümüzdeki yıllarda nitelikli pazarlara erişim çok daha önemli hale gelecek. 30 yıl içinde Dünya ticaretinin en az 2 kat büyümesi ve mal üretiminin 40 trilyon dolar eşiğini bulması bekleniyor. Dünyada gerçekleşen ticaretin 1/3’ü bir şekilde lojistik ile ilgilidir. Ürettiğiniz malları müşterinin beklentilerine uygun şartlarda ona zamanında ulaştıramazsanız üretmenizin anlamı kalmaz. Tedarik sisteminin temel dayanacağı tedarikin sürekliliği ve sürdürülebilirliğidir. Biraz abartı gibi görünse de ticaretin %99’u lojistiktir. Uluslararası ticarette lojistik maliyetler(nakliye ve depolama dahil) ürün maliyetinin bazen %60’ına kadar yükselebilir. Birçok üründe %20-25’ler seviyesindedir. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde lojistik sektörü hayati önemini daha da arttıracaktır.


Sadece Covid-19 aşılarının bile dünyaya dağıtımı tek başına sektörde büyük bir heyecan yaratmıştır. Covis-19 aşıları, 1 trilyon dolara varan yeni bir ticari hareketlenmenin önünü açmıştır, bunun içinde soğuk zincir depolama ve nakliye giderleri %40’lara yakın gerçekleşeecektir.
 

2021’de Türkiye’yi Neler Bekliyor

 

Yüksek hacimli kitlesel üretim yapıp, ürünleri en kısa yoldan, en ucuz lojistik maliyetlerle Avrupa’ya ulaştırmanın yollarından birisi Türkiye’den geçiyor. Çin’den bir konteynırın Avrupa’ya ulaşması en erken 4 hafta iken, Türkiye’den İngiltere’ye karayoluyla 1 haftada ürünleri ulaştırabilmek mümkün. Burada Türk lojistik sektörünün karlılığını artırması da önem kazanıyor. Türkiye’de kamyon maliyetleri, yüksek vergi yükü nedeniyle oldukça yüksek, yaklaşık 1 milyon TL’ye alınan bir kamyonun yatırım geri dönüş süresi 10 yılı geçebiliyor. Bunun mutlaka 5-6 yıl seviyesine inebilmesi gerekiyor. Yollardaki 850 bin kamyon ise yaşlanıyor. Türkiye’de kamyonların yaş ortalaması 16 civarında. AB başta olmak üzere çevresel hassasiyetler ve baskılar artıyor. Türkiye’deki filoların yenilenmesi hızlanacak. Dönüşümü cazip hale getirebilmek için devletin vergi vb. düzenlemeleri ve bazı teşvikleri düşünmesi gerekecek. Nakliyede karlılığın sürdürülebilir olmaması, son 10 yıldır lojistik firmalarını hızla özmaldan kaçırdı. Yollardaki kamyonların %95’i artık şahıslara ait. Orada da dönüş yükü sıkıntısı ortaya çıkıyor. Kamyoncu esnafı gerçekten ayakta durma savaşı veriyor. Önümüzdeki yıllarda, yabancı yatırımcılarla sermayelerini güçlendirecek bazı lojistik firmaları, güçlendirecekleri teknolojik operasyon yönetim altyapılarıyla yeniden özmal filolara yatırıma hız verebilirler.

 

TIRPORT Insights’ın 2020 yılsonu verilerine göre Türkiye’de bir kamyon günde ortalama 344 km. yol yapıyor. Ortalama gerçekleşen navlun ücreti ise 2.620 TL. Yollardaki kamyonlar en az 2.5 gün uygun yük bulabilmek için nakliye sitelerinde, fabrika ve liman girişlerinde bekliyor, %37’si ise beklemesine rağmen çıkış noktasına bir şekilde boş dönmek zorunda kalıyor. Yurt içinde serbest çalışan bir kamyonun ayda ortalama 6,8 sefer yaptığı Türkiye’de, para kazanabilmek için bu sefer sayısını 10’un üzerine çıkarması, sırtında yükle ayda en az 8.500 km yol yapması gerekiyor.


AB plakalı kamyonlarda, AB içi boş dönme oranı %25 seviyesinde. Türkiye’den Avrupa’ya giden TIR’ların ile neredeyse %80’i boş dönmek zorunda kalıyor. TIRPORT sahip olduğu arttırılmış zeka destekli dijital çözümlerle üyesi olan lojistik firmalara ve kamyonculara ihtiyaç duydukları anda ve yerde akıllı dönüş yükü yaratmada önemli değerler yaratmayı hedefliyor. 2021 ikinci yarsında Avrupa’da işbirliği içinde olacağı dijital brokerlarla Avrupa’ya giden TIR’ların Türkiye’ye dönüş yükü bulmasına aracılık yapmaya hazırlanıyor.

 

2021’de Türkiye’deki karayolu taşımalarda önemli bir artış bekleniyor. E ticaretin bir önceki yıla göre katlanarak büyümesi bu artışı tetikliyor. Artık üreticiler, müşterilerine gönderdikleri malların tüm taşıma yolculuğunu anbean izlemek, indirme-bindirme süreçlerinde gerçek-zamanlı, konum-tabanlı hakim olmak, canlı rapor alabilmek istiyorlar. Yükleri teslim ettikleri kamyoncuların güvenilirliğini teyit etmeyi bekliyorlar. Nakliye sürecinde problem olmadan haberdar olabilmeyi ve ön alabilmeyi bekliyorlar.

 

8 trilyon dolarlık global lojistik sektörü dijital dönüşümü, lojistik teknolojisi startupları ile şekillendiriliyor

 

Lojistik sektörü, dijital devrimin en yoğun yaşandığı sektörler arasında başı çekiyor. Lojistik, beklenenden daha hızlı dijitalleşiyor ve dönüşüyor. ABD’li lojistik teknolojisi şirketleri Coyote, Convoy, Project44, Next Trucking, CloudTrucks, Flexport, Fourkites, Uber Freight, Çinli Manbang, Hintli Delhivery, Blackback ve Rivigo, Brezilyalı CargoX, Unicorn eşiğini geçen, hızla büyümeye devam dijital platformlar olarak öne çıkıyor. Çinli Manbang geçtiğimiz ay aldığı 1.9 milyar dolarlık yeni yatırımla 12 milyar dolar değerlemeyi geçti. Bünyesindeki 10 milyona yakın kamyonu yönlendiriyor. Avrupa’da ise Uber Freight Europe ve Fransız Everoad’u bu yıl sürpriz bir şekilde bünyesine katan ve hızla büyüyen Alman merkezli lojistik teknolojisi Senner dikkat çekiyor. Agressif büyümesiyle dikkat çeken Senner Avrupa’da liderliğe oynuyor. Bölgesel olarak iş ortaklıkları yaratarak büyümeye devam edecek gibi duruyor.


DHL, J.H. Robinson, Maersk, UPS, FedEx gibi birçok klasik lojistik ve kargo şirketinin lojistik teknolojilerine milyarlarca dolarlık dev yatırımlar yaptığı gözleniyor. Birçoğu bu maksatla bünyesinde risk sermayesi şirketleri kurmuş durumdalar. Hatta WalMart, Ikea gibi önde gelen global perakendecileri, Shell, BP, Saudi Aramco gibi enerji devlerini de bu ligde “startup avcısı” olarak görüyoruz. Inovasyonun kaynağı olarak startupları araştırıyor, yatırım yapıyorlar. Kurdukları VC fonlarıyla kendilerine değer yaratacak, yaptıkları işi yarına taşıyacak işlere önemli yatırımlar gerçekleştiriyorlar.

 

Türkiye dahil 5 ülkede faaliyet gösteren ve hızla büyüyen Türk lojistik Teknolojisi Startup’ı TIRPORT, Avrupa’daki rakipleri Senner, OnTruck, Forto, Shippeo ve InstaFreight ile birlikte pazarı büyütmeye devam ediyorlar. TIRPORT halen sahip olduğu dijital varlıkları ve iş hacmi ile Avrupa’daki en önemli 3 lojistik teknolojiden birisi olarak kabul görülüyor.

 

E-ticaretteki büyüme, lojistik sektöründeki dijital dönüşümü hızlandırdı


COVID-19’un küresel ticaret ve tüm iş gücü üzerindeki etkisi, lojistikte dijital dönüşüm baskısını artıran önemli bir faktör olarak ön plana çıktı. E-ticaret öngörülenlerin ötesinde bir hızla büyümeye devam ediyor. Pandemi yalnızca e-ticarette büyümeyi hızlandırmakla kalmadı, B2B tarafında firmalar arasında görünürlüğü ve operasyonel şeffaflığı ön plana çıkardı, tedarik zinciri inovasyon ajandalarının ivme kazanmasına ve öncelik almasına yol açtı.

 

Her zaman olduğu gibi yeni teknolojileri en hızlı şekilde adapte edip yaygınlaştıran ve iş gücünü bu teknolojiye uyum sağlayacak şekilde geliştirebilenler sektörde rekabet avantajına sahip olacaklar.

 

COVID-19’un lojistik alanındaki güncel inovasyon, uçtan uca operasyon yönetimi, gerçek-zamanlı konum-tabanlı nakliye raporlaması vb dönüşümlerin daha hızlı gerçekleşmesini sağladığı ve sektördeki dijitalleşme çalışmalarını birkaç yıl ileri taşıdığı söylenebilir.


Kamyonla birlikte yükün uçtan uca canlı izlenebilirliği, sürücülerin performansı, veri analitiği, yük-kamyon eşleştirmelerinde artırılmış zeka uygulamaları, parsiyel yük optimizasyonu, robotik, IoT, Bulut ve API’larda gözlenen dinamik büyümenin lojistik sektörü için bir yeni normale işaret ettiği aşikardır.


Lojistik şirketleri hızla teknoloji şirketlerine dönüşecekler. Diğer taraftan çevresel hassasiyetler daha da artacak, elektrikli kamyonlar yaygınlaşacak. Avrupa Birliğinin bu konudaki baskıları daha da belirgin hale getireceği öngörülebilir. Karbondioksit emisyonu ve atık üretiminin azaltılması konusundaki standartların da sertleşmesi bekleniyor.

 

IDC FutureScape for Worldwide Digital Transformation'ın tahminlerine göre; 2020'den 2023'e kadar dijital dönüşüme küresel çapta 6,8 trilyon doların üzerinde yatırım yapılacak. Türkiye'ye ilişkin araştırmalar da dijital yatırımların hız kesmeyeceğini gösteriyor. PwC'nin Covid-19 CFO Pulse anketine göre, Türkiye CFO'ları genel yatırım harcamalarını ertelemeyi düşünseler de % 94'ü dijital dönüşüm yatırımlarına devam etmeyi planlıyor.


Pandemi ile birlikte büyük bir atak yaparak %6,5’lardan bir yıl içinde %15’lere gelen e-ticaret hacmi günlük 8 milyon işlem adedine ulaşmış durumda. Kargo pazarı ise bu hacmin yaklaşık %50’sine tekabül ediyor. Kargo şirketleri Türkiye’de günde 4 milyonun üzerinde kapıya uğruyor.


 

Türkiye dünyadaki en önemli lojistik üslerden birisi konumuna gelebilir


 

Nitelikli Avrupa pazarlarının hemen yanında yer alan ve birçok alanda kitlesel üretim yapma imkanları bulunan Türkiye’ye gerçek anlamda doğu ile batı arasında bir lojistik köprü görevi üstlenebilir.


GYODER Gösterge Türkiye Gayrimenkul Sektörü 2020 üçüncü çeyrek raporuna göre; İstanbul-Kocaeli bölgesinde 6,64 milyon metrekare lojistik arzı yer alıyor Mevcut veriler itibarıyla, birincil lojistik pazarları olan İstanbul-Kocaeli bölgesinde yaklaşık 10,41 milyon metrekare toplam depo stokunda 6,64 milyon metrekare ticari kullanım amaçlı lojistik arzı yer alıyor. 2020’nin üçüncü çeyreği itibarıyla %12 oranında bir boşluk bulunuyor. Yeni yatırımlar oldukça yavaşlamış durumda, inşaat halindeki projelerin hacmi yaklaşık 558 bin metrekare civarında.


Türkiye’deki toplam kiralanabilir depo kapasitesinin yaklaşık 15 milyon metrekare civarında olduğu tahmin ediliyor. Türkiye toplam stokunun % yaklaşık %70’i İstanbul-Kocaeli aksında yer alıyor.

 

2020’nin üçüncü çeyreği itibarıyla lojistik piyasasındaki birincil depo kira bedeli metrekare başına aylık ortalama 4,50 dolar civarında seyrediyor. Almanya, İngiltere gibi ülkelerde bu rakamın bazı şehirlerde 9 dolarlara çıktığı görülmektedir. Kiralanabilir ticari depo alanlarını nüfusa kıyaslayacak olursak Türkiye endeksi yaklaşık % 0,18 civarında. Bu durumdan hareketle şunu rahatlıkla söylemek mümkündür. Türkiye eğer pozisyonun iyi kullanabilirse ülke olarak halen mevcut olan depolama kapasitesini önümüzdeki 10 yılda 3 katına çıkarabilir. %85 seviyesinde bir kapasite kullanım seviyesinde bile sadece depolamadan 3 milyar doların üzerinde bir gelir söz konusu olabilir. Bu durum Türkiye’nin uluslararası taşımacılık kapasitesini de en az 5-6 kat büyütebilecektir.

 

Pandemiyle dünya yeni normalini arıyor. Yeni normalin en önemli metaforu dijitalleşme. Türkiye önümüzdeki 5 yılı iyi değerlendirirse; bölgesel üstünlükleri, üretim gücü, nitelikli işgücü gibi kriterlerle önemli lojistik inisiyatifler alabilir. Üretim ve lojistik gücünü katlayarak arttırabilir. Siyasi istikrar, uluslararası kategoride geliştirilecek iyi ilişkiler yabancı sermayenin yönünü 2006-2012 yıllarında olduğu gibi yeniden Türkiye’ye çevirebilir. Dünyada sermayenin yatırım için aradığı güvenli limanlardan birisi Türkiye olabilir. 2021 tüm fırsatlara iyi bir başlangıç yapmak için önemli bir çıkış noktası olabilir.


Kaynak: https://insights.tirport.com/